Panik atak

Yazar : Uzm Dr. Emel Akgün Aktaş
Tarih : 03/04/2015

PANİK ATAK!

Panik atak nedir?

Panik atak aniden ortaya çıkan yoğun endişe, korku haline eşlik eden bedensel ve bilişsel belirtilerle karakterize bir durumdur. Belirtiler hızlı başlar, kısa sürede en şiddetli düzeye ulaşır ve sonra yavaş yavaş kaybolur. Panik atağı sırasında yaşanan endişe ve huzursuzluk o kadar yoğundur ki, kişi bulunduğu ortamı terk eder, yardım alabileceği bir yere ulaşmak ister, çoğu zaman da acil servise koşar. Yaşanan belirtiler kişiye o kadar abartılı gelir ki, öleceğini, çok kötü bir hastalık geçiriyor olduğunu düşünür. Tekrarlayan panik ataklar sonrasında kişide kaçınma davranışları ortaya çıkabilir, örneğin evde yalnız kalamamaya, yardım alamayacağını düşündüğü sinema, alışveriş merkezi, toplu taşıma araçları gibi ortamlara girememeye başlar. Bu kaçınma davranışlarına agorafobi denir.

Panik atak belirtileri…

Çarpıntı, kalbin küt küt atması ya da kalp hızının artması

Terleme

Titreme ya da sarsılıyormuş gibi olma

Nefesin daraldığını hissetme ya da boğuluyormuş gibi olma

Soluğun kesilmesi

Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma

Bulantı ya da karın ağrısı

Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik, bayılacakmış gibi olma hissi

Titreme, üşüme, ürperme ya da ateş basması hissi

Uyuşma ya da karıncalanma hissi

Gerçekdışılık ya da kendine yabancılaşma

Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu

Ölüm korkusu

Yukarıda sayılan belirtilere ek olarak panik ataklarında kulak çınlaması, boyun ağrısı, baş ağrısı, kontrolsüz çığlık atma, ya da ağlama görülebilir.

Görüldüğü üzere bu belirtilerden bir ya da birkaçının aniden başlaması, kişinin durumunu felaket şeklinde algılanmasına yetebilmektedir.

Panik ataklarının nedenleri…

Panik ataklarının nedeni tam olarak bilinmese de, hem psikolojik, hem de biyolojik faktörlerden kaynaklandığı söylenebilmektedir. Genetik bir yatkınlık panik atak gelişimine zemin hazırlayabilir. Psikolojik stres panik ataklarının tetiklenmesine neden olabilir. Beyin kimyası ile ilgili dengesizlikler panik atak mekanizmasında rol oynayabilir. Sonuçta panik atağı bir “yanlış alarm” durumudur. Aslında ortada ciddi bir tehlike yok iken biyolojik ve psikolojik olarak çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaymışız gibi hissederiz ve bu büyük tehlikenin belirtilerini yaşarız.

Panik ataklarının etkileri…

Panik ataklarıyla karşılaşan kişinin günlük yaşamında aksaklıklar oluşmaya başlar. Sık sık acil servis ve doktor başvuruları gündeme gelir ve yapılan bir sürü tetkik sonucunda da genelde bu durumu açıklayacak hiçbir şey tespit edilemez. Doktor doktor dolaşan, elinde bir sürü test sonucuyla kalan kişi bazı etkinliklerinden kendini soyutlamaya başlayabilir. Yalnız başına evde kalamayacağını, otobüse binemeyeceğini düşündüğü için diğer insanlara bağımlı hissedebilir. Evden çıkmamaya, işe gidememeye başlayabilir. Kendini rahatlatmak için uygun olmayan yöntemler geliştirebilir, alkol bağımlılığı ya da sık acil başvuruları sonrası benzodiyazepin bağımlılığı ortaya çıkabilir. Etrafındakiler tarafından iyileşmek için yeterince çaba sarf etmemekle, ya da rol yapmakla suçlanabilir.  Uykudayken ortaya çıkan panik ataklar yüzünden uyku düzeni bozulabilir. Ya yine olursa beklentisi ve ya yardım alamazsam düşünesiyle birlikte yaşam kalitesi ciddi olarak bozulabilir.

Panik atak tedavisi…

Panik atakları depresyon gibi başka hastalıklara eşlik edebildiği gibi tek başına da görülebilirler. Bedensel hastalıklar da panik benzeri belirtiler oluşturabildiği için panik atakları ilk başladığında biyolojik bir rahatsızlık olup olmadığı araştırılmalıdır. Sonrasında başlanan uygun tedavi ile panik atakları çok kısa süre içerisinde kontrol altına alınabilmektedir. Özellikle ilk dönem kullanılan ilaç tedavileri ile hastanın bozulan yaşam kalitesi hızlıca düzelmektedir. Panik bozukluk tedavisinde mutlaka psikolojik destek mekanizmaları da devreye sokulmalı, kişi panik atağı, belirtileri, panik atağı sırasında yapacakları konusunda eğitilmeli, olası yanlış düşünce ve algıları düzeltilmelidir. Uygun ilaç tedavisi ve psikoterapi ile panik ataklarının tekrarlama olasılığı oldukça düşüktür.

Dr Emel Akgün Aktaş

Psikiyatri Uzmanı

Antalya 2015